Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Karasu, 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’da ortaya çıkan çevresel tahribatın hâlâ giderilemediğini belirtti. Karasu, kentteki moloz yönetimi, hava kirliliği ve asbest riski konularında kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğini savundu.
Hatay Hâlâ Enkazın ve İhmallerin Yükünü Taşıyor
Dernek açıklamasında, 6 Şubat depremlerinin ardından geçen yıllara rağmen Hatay’ın çevresel sorunlarla mücadele etmeye devam ettiği vurgulandı. Deprem sonrası oluşan milyonlarca ton molozun taşınması ve depolanması süreçlerinin şeffaf yürütülmediğini öne süren Karasu, vatandaşların toz, çevresel kirlilik ve olası asbest tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti.
Sel Felaketlerine ve Asi Nehri’ne Dikkat
Geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketlerinin yalnızca doğal nedenlerden kaynaklanmadığını belirten Karasu, dere yataklarının yapılaşmaya açılması, doğal su yollarının tahrip edilmesi ve altyapı eksikliklerinin felaketlerin etkisini artırdığını söyledi. Karasu, “Bir kez daha gördük ki yağmur değil, ihmaller felakete dönüşmektedir” ifadelerini kullandı.
Hatay’da doğanın çok yönlü baskı altında olduğunu dile getiren Karasu, taş ocakları, madencilik faaliyetleri ve plansız yapılaşmanın doğal yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirtti. Asi Nehri’nin yıllardır kirlilik baskısı altında olduğunu ifade eden Karasu, sulak alanlar ve biyolojik çeşitliliğin de ciddi risklerle karşı karşıya bulunduğunu kaydetti.
Yeniden İnşa İçin Bilim Temelli Talepler
Antakya Çevre Koruma Derneği, açıklamasında şu talepleri sıraladı: Hatay’ın yeniden inşa sürecinin rant yerine bilim ve kamu yararı temelinde yürütülmesi, dere yatakları, tarım alanları ve doğal yaşam alanlarının korunması, taş ocakları ve çevreye zarar veren projelerin sıkı şekilde denetlenmesi, Asi Nehri’nin korunması ve temizlenmesi için acil eylem planı hazırlanması, iklim krizini derinleştiren uygulamalardan vazgeçilmesi ve yerel halkın karar süreçlerine katılımının sağlanması.
Dünya Çevre Günü’nün yalnızca sembolik bir gün olmadığını vurgulayan Karasu, çevreyi korumanın insan yaşamını, tarımı, su kaynaklarını ve geleceği korumak anlamına geldiğini söyledi. Açıklamanın sonunda Antakya Çevre Koruma Derneği’nin toprağı, suyu, havayı, Asi Nehri’ni, zeytinlikleri ve ormanları koruma mücadelesini sürdüreceği belirtilerek, “Doğayı savunmak, yaşamı savunmaktır” mesajı verildi.
